Adres
Cumhuriyet Mah. Dekanlar Sok. No:2 D:1 Süleymanpaşa-TEKİRDAĞ
Danışan Destek Hattı
0850 307 57 22
Adres
Cumhuriyet Mah. Dekanlar Sok. No:2 D:1 Süleymanpaşa-TEKİRDAĞ
Danışan Destek Hattı
0850 307 57 22

Modern ilişkiler dünyasında sıkça karşımıza çıkan ama çoğu zaman “aşk” ile karıştırılan bir kavram var: limerence. İlk bakışta romantik bir heyecan gibi görünse de, aslında çok daha yoğun ve zihinsel bir süreçtir. Peki limerence nedir, nasıl ortaya çıkar ve gerçekten aşktan farkı nedir? Bu yazıda limerence kavramını detaylı şekilde ele alıyoruz.
Limerence, bir kişiye karşı yoğun, takıntılı ve karşılık bulma arzusu yüksek bir romantik çekim durumudur. Bu kavram ilk kez 1979 yılında psikolog Dorothy Tennov tarafından ortaya atılmıştır. Tennov, limerence’i sıradan bir hoşlanmadan ayırarak, zihinsel olarak sürekli meşgul eden, duygusal iniş çıkışlara neden olan ve kişinin ruh halini ciddi şekilde etkileyen bir durum olarak tanımlar.
Limerence yaşayan kişi:
Bu durum genellikle kişinin iradesi dışında gelişir ve kontrol edilmesi zor bir zihinsel döngüye dönüşebilir.
Limerence çoğu zaman “çok aşık oldum” şeklinde ifade edilir. Ancak aralarında önemli farklar vardır.
Gerçek aşk zamanla olgunlaşır, karşılıklı güven ve bağ içerir. Limerence ise yoğun belirsizlikle beslenir. Netlik arttıkça genellikle zayıflar.
Limerence’in merkezinde “Beni seviyor mu?” sorusu vardır. Aşkta ise “Onunla bir bağım var” hissi ön plandadır.
Limerence’te kişi günün büyük bölümünü karşı tarafı düşünerek geçirir. Aşkta ise bireysellik korunur.
Limerence yaşayan biri için küçük bir mesaj gökyüzünü açar, geç cevap ise dünyayı yıkar. Aşk daha istikrarlıdır.
Kendinizde ya da bir başkasında limerence olup olmadığını anlamak için:
Kişi, karşı tarafı istemeden ve kontrolsüz biçimde düşünür. İş yaparken, uyumadan önce, hatta başka biriyle konuşurken bile zihnin arka planında o vardır.
“Mesajı 3 dakika geç attı ama kalp koydu. Bu ne demek?”
Bu tarz aşırı analiz hali limerence’in tipik göstergesidir.
İlginç bir şekilde limerence, netlikten değil belirsizlikten güç alır. Karşı tarafın tam net olmaması heyecanı artırır.
Karşılık alamama ihtimali ciddi kaygı yaratır. Reddedilme düşüncesi bile fiziksel stres tepkisi doğurabilir.
Kişinin ruh hali, karşı tarafın davranışına bağlı hale gelir. Mesaj gelirse mutlu, gelmezse mutsuz.
Limerence’in ortaya çıkmasında birkaç önemli faktör vardır:
Beyinde ödül sistemi aktive olur. Özellikle belirsiz ödüller (yani karşılık gelme ihtimali ama kesin olmaması) dopamin salınımını artırır. Bu durum, bağımlılık benzeri bir döngü oluşturabilir.
Kişi hayatında bir boşluk ya da yalnızlık hissediyorsa, limerence bu boşluğu geçici olarak doldurabilir.
Erişimi zor olan kişiler daha yoğun limerence tetikleyebilir. “Zor olan değerlidir” algısı bilinçaltında çalışır.
Kişi kendi değerini karşı tarafın ilgisi üzerinden ölçmeye başlarsa, limerence daha güçlü yaşanabilir.
Araştırmalar limerence’in genellikle 6 ay ile 3 yıl arasında sürebildiğini gösteriyor. Ancak bu süre:
İlginç şekilde limerence çoğu zaman gerçek ilişkiye dönüşünce zayıflar. Çünkü belirsizlik ortadan kalkar.
Kısa süreli heyecan ve romantik motivasyon açısından doğal bir süreç olabilir. Ancak şu durumlarda sağlıksız hale gelir:
Bu noktada limerence, romantik bir durumdan çok psikolojik bir zorlanmaya dönüşebilir.
Eğer limerence yaşadığınızı düşünüyorsanız şu adımlar yardımcı olabilir:
Karşı tarafın zihninizde yarattığınız versiyonu ile gerçek kişiyi ayırmaya çalışın.
Netlik talep etmek, limerence döngüsünü kırabilir.
Sosyal medya takibini azaltmak, sürekli mesaj beklememek, tetikleyicileri azaltmak faydalıdır.
Kendi değerinizi karşı tarafın ilgisine bağlamamaya çalışın. Öz değer çalışmaları ve terapi bu noktada oldukça etkilidir.
Spor, hobiler, üretkenlik gibi alanlara yönelmek zihinsel enerjiyi dengeler.
Evet, bazı durumlarda dönüşebilir. Eğer:
limerence zamanla daha sağlıklı bir bağa evrilebilir.
Ancak tek taraflı ve uzun süreli belirsizlik varsa, bu genellikle sürdürülebilir bir ilişkiye dönüşmez.
Limerence, yoğun bir romantik çekim ve zihinsel takıntı hali olarak tanımlanabilir. İlk etapta büyüleyici ve heyecan verici görünse de, kontrolsüz hale geldiğinde duygusal yıpranmaya yol açabilir. Aşk ile arasındaki temel fark, belirsizlik ve karşılık ihtiyacının yoğunluğudur.
Kendinizi sürekli birini düşünürken, ruh halinizin tamamen onun davranışlarına bağlı olduğunu fark ediyorsanız, bu durum limerence olabilir. Önemli olan bunu fark etmek ve gerekirse sağlıklı sınırlar koyabilmektir.
Unutmayın: Gerçek bağ, takıntıdan değil karşılıklı güven ve netlikten doğar.
Bir önceki yazımıza https://mutluyasam.com.tr/filofobi-nedir/ linki üzerinden ulaşabilirsiniz.
İçerikler