Adres
Cumhuriyet Mah. Dekanlar Sok. No:2 D:1 Süleymanpaşa-TEKİRDAĞ
Danışan Destek Hattı
0533 442 5460

Romantik ilişkilerde güven, bağlılık ve karşılıklı açıklık önemli bir yere sahip olsa da bazı kişiler mevcut ilişkileri devam ederken başka insanlarla da duygusal bir bağlantı ihtimalini açık tutabilir. İngilizcede “cushioning” olarak adlandırılan bu davranış, Türkçede genellikle ilişkide yedek plan tutmak, ilişki sürerken alternatif partner arayışında olmak veya olası bir ayrılığa karşı başka seçenekleri hazırda bulundurmak şeklinde açıklanır.
Dijital iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte romantik ilişkilerin sınırları da daha karmaşık hâle gelmiştir. Sosyal medya mesajları, flört uygulamaları, eski partnerlerle devam eden iletişimler ve arkadaşlık ile flört arasındaki belirsiz ilişkiler, cushioning davranışının daha görünür olmasına neden olabilir. Ancak her sosyal iletişim ya da karşı cinsten biriyle kurulan arkadaşlık ilişkisi, kişinin mutlaka alternatif partner aradığı anlamına gelmez. Davranışın anlamı; kişinin niyetine, iletişimin niteliğine ve mevcut ilişkide belirlenen sınırlara göre değerlendirilmelidir.
Cushioning, kişinin romantik bir ilişkisi devam ederken aynı zamanda başka kişilerle potansiyel romantik bağlantılar kurması veya mevcut bağlantılarını bilinçli biçimde sıcak tutması anlamında kullanılan güncel bir ilişki kavramıdır. Kelimenin İngilizce anlamında bulunan “yastıklama” benzetmesi, olası bir ayrılığın etkisini azaltmak amacıyla önceden duygusal bir güvenlik alanı oluşturma fikrine dayanır.
Bu davranışı sergileyen kişi mevcut ilişkisini doğrudan sonlandırmak istemeyebilir. Bunun yerine ilişki kötü giderse ya da ayrılık yaşanırsa iletişim kurabileceği başka insanların bulunmasını güven verici görebilir. Bu nedenle cushioning, fiziksel aldatmadan farklı bir noktada değerlendirilebilir. Bazı durumlarda yalnızca mesajlaşma veya flörtöz iletişim söz konusuyken bazı durumlarda duygusal yakınlığın daha belirgin hâle geldiği görülebilir.
Buradaki önemli ayrım, iletişimin kendisinden çok niyet ve gizlilik düzeyidir. Bir kişinin arkadaşlarıyla iletişim kurması doğal bir sosyal davranıştır. Ancak mevcut partnerden özellikle gizlenen, romantik ihtimallerin bilinçli olarak açık bırakıldığı ve “ilişkim biterse bu kişiyle görüşebilirim” düşüncesinin eşlik ettiği ilişkiler cushioning kapsamında değerlendirilebilir.
Modern ilişkilerde bu davranış çoğu zaman açık şekilde ifade edilmez. Kişi kendisini aktif olarak yeni bir ilişki arıyor gibi görmeyebilir. Bunun yerine geçmişte flört ettiği insanlarla bağlantısını sürdürmek, sosyal medyada bazı kişilere düzenli olarak ilgi göstermek veya yeni tanıştığı biriyle sınırları belirsiz bir iletişim kurmak gibi davranışlar görülebilir.
Örneğin ilişkisi devam eden bir kişinin eski flörtüyle düzenli mesajlaşması tek başına mutlaka cushioning anlamına gelmez. Ancak bu iletişimin mevcut partnerden özellikle saklanması, romantik imalar içermesi ve kişinin bu bağlantıyı gelecekteki olası bir ilişki seçeneği olarak değerlendirmesi durumunda tablo değişebilir.
Bazen yedek ilişki ihtimali birkaç kişi üzerinden aynı anda sürdürülebilir. Sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve çevrim içi flört platformları bu tür bağlantıları devam ettirmeyi geçmiş dönemlere kıyasla daha kolay hâle getirebilir. İnsanlar birbirlerinden tamamen kopmak yerine düşük yoğunluklu bir iletişim içinde kalabilir ve gelecekte yeniden yakınlaşma ihtimalini koruyabilir.
Cushioning ile aldatma arasında kesin ve herkes için geçerli bir sınır çizmek kolay değildir. Çünkü çiftlerin ilişki sınırları birbirinden farklı olabilir. Bazı çiftler flörtöz mesajlaşmayı sadakat ihlali olarak değerlendirirken bazıları yalnızca fiziksel yakınlığı aldatma kapsamında görebilir.
Bununla birlikte cushioning davranışında çoğu zaman partnerin bilmediği bir alternatif ilişki ihtimali bulunur. Bu nedenle konu yalnızca fiziksel temas üzerinden değerlendirilmemelidir. Duygusal sadakat, gizlilik, niyet ve çiftlerin daha önce konuştuğu ilişki sınırları da önem taşır.
Örneğin bir kişinin başka biriyle ara sıra konuşması ile mevcut ilişkisi hakkında sürekli şikâyetlerini paylaştığı, romantik yakınlık geliştirdiği ve ilişkisinin bitmesi durumunda birlikte olmayı düşündüğü biriyle düzenli iletişim kurması aynı durum değildir. İkinci örnekte duygusal yatırımın daha belirgin olması nedeniyle ilişkide güven sorunu oluşabilir.
Bu davranışın tek bir nedeni bulunmaz. İnsanların ilişki deneyimleri, bağlanma biçimleri, geçmiş yaşantıları, ilişkiye yönelik beklentileri ve ayrılıkla ilgili düşünceleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle davranışın nedenleri kişiden kişiye değişebilir.
Bazı insanlar romantik bir ilişkinin sona ermesinden sonra yalnız kalma fikrini oldukça zorlayıcı bulabilir. Böyle bir durumda mevcut ilişki devam ederken başka insanlarla bağlantı kurmak, olası bir ayrılığın ardından tamamen yalnız kalmayacağı hissini sağlayabilir.
Kişi bunu bilinçli bir strateji olarak geliştirmeyebilir. Bazı durumlarda sürekli iletişim kurabileceği insanların bulunması, belirsizlik karşısında kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olan bir alışkanlık hâline gelebilir.
Bir kişi mevcut ilişkisinin uzun süre devam edeceğine inanmıyorsa alternatif romantik bağlantıları tamamen kapatmak istemeyebilir. Sık yaşanan tartışmalar, gelecek planlarındaki uyumsuzluklar veya ilişkideki kararsızlık bu düşüncelerin ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Özellikle ilişkinin geleceği konusunda netlik bulunmadığında bazı kişiler bir tür duygusal güvence oluşturmak amacıyla başka insanlarla yakın iletişim sürdürebilir. Bununla birlikte bu davranış mevcut ilişkideki belirsizliği çözmek yerine daha karmaşık hâle getirebilir.
Romantik ilgi görmek bazı kişiler için kendilerini değerli hissetmenin önemli yollarından biri olabilir. Mevcut ilişkiden yeterince ilgi görmediğini düşünen kişi, sosyal medya veya diğer iletişim kanalları üzerinden başka insanlardan gelen ilgiyi sürdürmek isteyebilir.
Burada amaç her zaman yeni bir ilişkiye başlamak olmayabilir. Bazen kişinin başka insanların kendisine hâlâ ilgi gösterdiğini görmek istemesi de alternatif bağlantıları canlı tutmasına neden olabilir.
Bazı insanlar uzun süreli bir ilişkiye tamamen bağlanmak konusunda kararsızlık yaşayabilir. Mevcut partnerlerini önemsemelerine rağmen “Daha uyumlu biriyle karşılaşabilir miyim?” düşüncesi zihinde yer edebilir.
Bu durumda ilişki devam ederken romantik seçenekleri tamamen kapatmamak bir tür güvenlik davranışı hâline gelebilir. Dijital ortamların sürekli yeni insanlarla tanışma fırsatı sunması da seçeneklerin her zaman açık olduğu düşüncesini güçlendirebilir.
Daha önce ani veya beklenmedik bir ayrılık yaşamış kişiler yeni ilişkilerinde kendilerini korumaya yönelik farklı davranışlar geliştirebilir. Önceki deneyimlerin etkisiyle “Tekrar yalnız kalırsam ne yaparım?” düşüncesi oluşabilir.
Böyle bir düşünce, kişinin farkında olmadan farklı ilişkileri potansiyel bir güvenlik ağı gibi değerlendirmesine katkıda bulunabilir. Yine de geçmiş deneyimler tek başına kişinin cushioning davranışı göstereceği anlamına gelmez.
Bir ilişkide alternatif partner arayışının bulunup bulunmadığını yalnızca birkaç davranış üzerinden kesin biçimde anlamak mümkün değildir. Ancak bazı davranışların birlikte ve sürekli görülmesi, ilişkinin sınırları hakkında konuşma ihtiyacını ortaya çıkarabilir.
Bu işaretlerin herhangi birinin görülmesi tek başına kesin bir yargıya ulaşmak için yeterli değildir. İlişkilerde mahremiyet alanı ile gizlilik aynı kavram değildir. İnsanların arkadaşlarıyla özel konuşmalarının bulunması normal olabilir. Burada önemli olan iletişimin romantik amacı, ilişki sınırları ve partnerden neden saklandığıdır.
Modern ilişki terminolojisinde cushioning ile birlikte “micro-cheating” kavramı da sık kullanılmaktadır. Micro-cheating, mevcut ilişkinin sadakat sınırlarını doğrudan aşmadığı düşünülen ancak romantik veya flörtöz nitelik taşıyabilecek küçük davranışları tanımlamak amacıyla kullanılan popüler bir kavramdır.
Cushioning ise daha çok gelecekte kullanılabilecek alternatif bir romantik seçeneğin korunmasına odaklanır. Dolayısıyla iki kavram bazı durumlarda kesişebilir. Örneğin eski bir flörtle gizli mesajlaşmak micro-cheating olarak değerlendirilebildiği gibi, kişinin bu kişiyi gelecekteki olası partner olarak görmesi durumunda cushioning davranışının da bir parçası olabilir.
Dijital flört kültüründe birbirine benzeyen birçok kavram bulunmaktadır. Bunlardan biri “orbiting” olarak adlandırılan davranıştır. Orbiting, kişinin doğrudan iletişimi büyük ölçüde kesmesine rağmen sosyal medya üzerinden diğer kişiyi takip etmeye, hikâyelerini izlemeye veya zaman zaman etkileşim göstermeye devam etmesini ifade eder.
“Breadcrumbing” ise Türkçede çoğu zaman “kırıntı bırakmak” şeklinde açıklanır. Bu davranışta kişi ciddi bir ilişki kurmaya yönelik net bir adım atmadan karşı tarafın ilgisini canlı tutacak küçük mesajlar veya etkileşimler gönderebilir.
Cushioning davranışında ise temel unsur mevcut bir romantik ilişkinin bulunması ve buna rağmen olası alternatiflerin tamamen kapatılmamasıdır. Başka bir ifadeyle orbiting iletişimin sürdürülme biçimini, breadcrumbing belirsiz ilgi davranışlarını, cushioning ise olası bir ayrılık sonrası için alternatif ilişki ihtimallerini korumayı ifade eder.
Sosyal medya, insanların geçmiş ilişkilerinden tamamen kopmadan iletişim kurmasını oldukça kolaylaştırmıştır. Yıllar önce tanışılan bir kişiyle yeniden iletişim kurmak, eski bir partnerin hayatını takip etmek veya yeni insanlarla tanışmak birkaç saniye içinde mümkün olabilir.
Bu durum sosyal ilişkiler açısından birçok avantaj sağlasa da romantik ilişkilerde sınırların daha karmaşık hâle gelmesine de neden olabilir. Bir gönderiyi beğenmek, hikâyeye emoji göndermek veya belirli bir kişiyle düzenli mesajlaşmak farklı insanlar tarafından farklı anlamlarda değerlendirilebilir.
Özellikle mevcut ilişkide dijital iletişim sınırları hiç konuşulmadığında tarafların beklentileri birbirinden farklı olabilir. Bir kişi eski partnerlerle mesajlaşmayı tamamen normal görürken diğer kişi bunu ilişki sınırlarının aşılması olarak değerlendirebilir.
Romantik ilişkilerde güven genellikle davranışların öngörülebilir olması ve tarafların ilişki sınırları konusunda benzer beklentilere sahip olmasıyla güçlenir. Partnerlerden biri alternatif ilişkileri gizli biçimde sürdürdüğünde bu güven zarar görebilir.
Özellikle davranış sonradan öğrenildiğinde kişi yalnızca mesajların içeriğini değil, ilişkinin geçmişini de sorgulamaya başlayabilir. “Ne zamandır konuşuyorlardı?”, “Benden başka kimler vardı?” veya “İlişkimiz devam ederken ayrılığı mı planlıyordu?” gibi sorular ortaya çıkabilir.
Bu tür bir durumun çift üzerindeki etkisi ilişkinin özelliklerine göre değişebilir. Bazı çiftler sınırlarını yeniden konuşarak ilişkiye devam edebilirken bazıları yaşanan durumu ciddi bir güven ihlali olarak değerlendirebilir.
Her cushioning davranışının detaylı biçimde planlandığını düşünmek doğru olmayabilir. Bazı insanlar belirli ilişki alışkanlıklarını farkında olmadan sürdürebilir. Örneğin kişi her ilişkisinde eski flörtleriyle bağlantısını koruyor olabilir ve bunun kendi açısından bir güvenlik hissi oluşturduğunu ancak daha sonra fark edebilir.
Bununla birlikte davranışın bilinçsiz olması, partner üzerindeki etkisini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. İlişkilerde niyet kadar davranışın karşı tarafta oluşturduğu anlam da önemlidir.
Kendi davranışlarını değerlendirmek bazen karşı tarafın davranışlarını analiz etmekten daha zor olabilir. Aşağıdaki sorular kişinin kendi ilişki tutumunu değerlendirmesine yardımcı olabilir:
Bu sorulara verilen yanıtlar kişinin romantik ilişkilerde güven, yalnızlık ve bağlılık konularına yaklaşımını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. Buradaki amaç davranışa bir etiket koymaktan çok, kişinin kendi ilişki örüntülerini fark etmesidir.
Bir partnerin başka insanlarla romantik bağlantılar kurduğuna yönelik şüphe, ilişkide gerginliğe neden olabilir. Ancak yalnızca varsayımlar üzerinden hareket etmek yerine gözlemlenen davranışlara odaklanmak daha sağlıklı bir iletişim zemini oluşturabilir.
Örneğin “Sen kesin beni aldatıyorsun” gibi doğrudan suçlayıcı bir ifade yerine belirli bir davranışın nasıl hissettirdiğinin konuşulması tercih edilebilir. “Eski flörtünle mesajlaşmalarınızı benden gizlediğini fark ettiğimde ilişkimiz konusunda kendimi güvensiz hissediyorum” gibi bir yaklaşım, tartışmanın davranış üzerinden ilerlemesine yardımcı olabilir.
Çiftlerin sosyal medya kullanımı, eski partnerlerle iletişim, flört uygulamaları ve arkadaşlık sınırları konusunda açık konuşması da önemlidir. Çünkü birçok ilişki çatışması tarafların sınırlar konusunda farklı varsayımlara sahip olmasından kaynaklanabilir.
Her romantik ilişkinin dinamiği farklıdır. Bu nedenle tüm çiftler için geçerli tek bir sadakat veya iletişim kuralından söz etmek mümkün değildir. Bazı çiftler eski partnerlerle arkadaş kalmayı normal görürken bazı çiftler bu tür iletişimin sınırlandırılmasını tercih edebilir.
Önemli olan, tarafların beklentilerini mümkün olduğunca açık biçimde konuşabilmesidir. “Eski sevgililerle iletişim bizim ilişkimiz açısından sorun oluşturuyor mu?”, “Flörtöz mesajlaşma hangi noktada sınırı aşar?” veya “Flört uygulaması kullanmak bizim için kabul edilebilir mi?” gibi sorular ilişkide ortak sınırların oluşmasına yardımcı olabilir.
Sınır belirlemek partnerin sosyal hayatını kontrol etmek anlamına gelmemelidir. Sağlıklı sınırlar daha çok iki kişinin ilişkide kendilerini rahat ve güvende hissedebilmek için hangi davranışları kabul edilebilir gördüklerini konuşmalarıyla ilgilidir.
Bir ilişkide alternatif partner arayışının ortaya çıkması ilişkinin mutlaka sona ereceği anlamına gelmez. Burada davranışın boyutu, süresi, tarafların ilişkiye devam etmek isteyip istemediği ve güvenin yeniden kurulup kurulamayacağı belirleyici olabilir.
Örneğin kişi davranışının ilişkiye zarar verdiğini fark ederek iletişimi sonlandırabilir ve partneriyle daha açık sınırlar belirlemeyi tercih edebilir. Başka durumlarda ise bu davranış uzun süredir devam eden ilişki memnuniyetsizliğinin veya bağlılık konusundaki kararsızlığın bir göstergesi olabilir.
Tarafların konuşmakta zorlandığı, aynı tartışmaların sürekli tekrarlandığı veya güven konusunun çözümsüz kaldığı durumlarda çiftler ilişki danışmanlığı seçeneğini değerlendirebilir. Danışmanlık süreci, tarafların birbirlerini suçlamadan ilişki beklentilerini, sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha açık biçimde ele alabilecekleri yapılandırılmış bir alan sunabilir. Bununla birlikte her çiftin deneyimi farklı olduğu için belirli bir yöntemin herkes için aynı sonucu sağlayacağı söylenemez.
Kendi davranışlarında sürekli olarak alternatif partner arayışı fark eden bir kişi öncelikle bunun kendisi açısından hangi ihtiyaca karşılık geldiğini anlamaya çalışabilir. Yalnız kalma endişesi, ilişkiye güvenmeme, sürekli ilgi görme isteği veya bağlılık konusunda kararsızlık gibi farklı nedenler söz konusu olabilir.
Mevcut ilişkiden memnun olunmadığında başka bir romantik seçenek oluşturmak yerine doğrudan ilişkinin kendisini değerlendirmek daha açık bir yaklaşım olabilir. Kişi “Bu ilişkide gerçekten kalmak istiyor muyum?” veya “Sorunları partnerimle konuşmak yerine başka insanlara mı yöneliyorum?” gibi sorular üzerinden kendi davranışlarını inceleyebilir.
Aynı zamanda dijital sınırların yeniden düzenlenmesi de yardımcı olabilir. Flört uygulamalarının kullanılmaması, eski flörtlerle iletişimin niteliğinin gözden geçirilmesi veya romantik ilgi içeren mesajlaşmaların sonlandırılması bazı kişiler için daha net ilişki sınırları oluşturabilir.
Dijital çağın dikkat çeken özelliklerinden biri, insanların sürekli olarak yeni seçeneklerle karşılaşabilmesidir. Flört uygulamalarında yüzlerce profil görmek veya sosyal medyada çok sayıda insanla iletişim kurmak, romantik ilişkilerin de bir tür seçenek karşılaştırmasına dönüşmesine neden olabilir.
Bu durum bazı kişilerde mevcut ilişkiden memnun olsalar bile “Acaba daha uyumlu biri var mı?” düşüncesini canlı tutabilir. İlişki araştırmalarında seçenek bolluğunun insanlar üzerindeki etkisi farklı bağlamlarda incelenmektedir; ancak her bireyin bu durumdan aynı şekilde etkilendiğini söylemek mümkün değildir.
Cushioning kavramı da bu modern ilişki dinamikleriyle yakından ilişkilidir. Bir kişinin mevcut ilişkisini tamamen bırakmadan başka seçenekleri değerlendirmeye devam etmesi, romantik ilişkilerin giderek daha fazla seçenek ve karşılaştırma üzerinden yaşandığı düşüncesini gündeme getirmektedir.
Bir ilişkide sürekli alternatifler düşünülüyorsa bu durum ilişkinin mevcut hâliyle ilgili bazı soruların değerlendirilmesini gerektirebilir. Kişinin ilişkide kalmak istemesine rağmen geleceği konusunda ciddi şüpheleri bulunuyorsa bu şüpheleri doğrudan partneriyle konuşması daha şeffaf bir yaklaşım olabilir.
Açık iletişim her sorunun kolayca çözüleceği anlamına gelmez. Bazen yapılan konuşmalar tarafların beklentilerinin gerçekten farklı olduğunu ortaya çıkarabilir. Ancak belirsizliği sürdürmek ve aynı zamanda alternatif ilişkiler hazırlamak yerine mevcut ilişkinin gerçek durumu hakkında netleşmek, her iki tarafın da daha bilinçli karar vermesine yardımcı olabilir.
Bu durum çiftlerin ilişki sınırlarına göre farklı değerlendirilebilir. Fiziksel yakınlık bulunmasa bile romantik mesajlaşmaların gizlenmesi veya başka bir kişinin olası partner olarak bilinçli biçimde hazır tutulması bazı insanlar tarafından duygusal sadakat ihlali olarak görülebilir.
Tek başına eski partnerle iletişim kurmak bu davranışın varlığını göstermez. İletişimin amacı, içeriği, gizlenip gizlenmediği ve kişinin eski partneri gelecekteki romantik bir seçenek olarak görüp görmediği önemlidir.
Flörtöz iletişim mevcut ilişki devam ederken alternatif romantik bağlantıları koruma amacı taşıyorsa cushioning kapsamında değerlendirilebilir. Ancak sosyal medya etkileşimlerinin anlamı ilişki sınırlarına ve kişinin niyetine göre değişebilir.
Bu davranış üzerinden kişinin duyguları hakkında kesin bir çıkarım yapmak mümkün değildir. İnsanlar partnerlerine bağlılık hissederken aynı zamanda yalnız kalma endişesi, ilişkiye yönelik belirsizlik veya onaylanma ihtiyacı gibi farklı nedenlerle alternatif bağlantılar sürdürebilir.
Güvenin yeniden kurulması davranışın niteliğine, tarafların beklentilerine ve ilişkiye devam etme isteğine göre değişebilir. Açık iletişim, sınırların yeniden belirlenmesi ve gerektiğinde ilişki danışmanlığından yararlanılması bazı çiftlerin yaşanan durumu daha yapılandırılmış biçimde değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Romantik ilişkilerde başka seçenekleri açık tutma davranışı yalnızca günümüz ilişkilerine özgü değildir. Bununla birlikte sosyal medya ve çevrim içi flört uygulamaları, bu tür bağlantıları sürdürmeyi geçmiş dönemlere kıyasla daha kolay ve görünür hâle getirmiştir.
İlişkide yedek plan tutmak çoğu zaman olası bir ayrılığa karşı duygusal güvence oluşturma, yalnız kalmaktan kaçınma veya mevcut ilişki konusunda kararsızlık gibi farklı nedenlerle bağlantılı olabilir. Ancak kişinin davranışlarını tek bir kavram üzerinden açıklamak yerine ilişkinin genel dinamiklerini, tarafların beklentilerini ve iletişim biçimlerini birlikte değerlendirmek daha gerçekçi bir yaklaşım sağlar.
İlişkilerde güvenin korunması yalnızca başka biriyle fiziksel yakınlık yaşanmaması üzerinden değerlendirilmez. Gizlilik, duygusal yakınlık, romantik niyetler ve çiftler arasında belirlenen sınırlar da güven duygusunu etkileyebilir. Bu nedenle partnerlerin hangi davranışları kabul edilebilir gördüklerini açık biçimde konuşmaları, olası yanlış anlaşılmaları azaltabilir.
Kendi ilişkisinde sürekli olarak alternatif kişiler aradığını fark eden biri ise öncelikle bu davranışın arkasındaki ihtiyacı değerlendirebilir. Mevcut ilişkide kalma isteği, yalnızlıkla ilgili düşünceler, bağlılık beklentileri ve ilişki doyumu üzerine düşünmek kişinin kendi ilişki örüntülerini daha iyi anlamasına yardımcı olabilir. İletişim ve güven sorunlarının tekrar eden bir hâl aldığı durumlarda ise bireysel veya çift odaklı danışmanlık desteği, yaşanan sürecin daha ayrıntılı biçimde ele alınabileceği bir alan sağlayabilir.
Bir önceki yazımıza https://mutluyasam.com.tr/millennial-tukenmisligi-nedir/ linki üzerinden ulaşabilirsiniz.
İçerikler