Adres
Cumhuriyet Mah. Dekanlar Sok. No:2 D:1 Süleymanpaşa-TEKİRDAĞ
Danışan Destek Hattı
0533 442 5460
“Bir Aile Meselesi” diye başlayan problemlerin aile danışmanlığına kadar nasıl uzandığını anlattığım bu yazıda aile danışmanlığının ne olduğuna, neden alınması gerektiğine ve bu desteğin nasıl alınabileceğine dair her şeyin cevabını bulabileceksiniz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
(Uzman Psikolog Burcu Yarapsanlı ZAYİM)

Aile, en basit tanımıyla toplumun en küçük yapı taşı diye bilinse de aslında bir insanın anne rahmine düştüğü andan itibaren bu dünyadaki iyi ve kötü tüm duyguları yaşayarak tecrübe ettiği ilk yerdir. Her aile kendi kuralları, kültürü, sınırları, ana dili, inançları ve paylaşımları ile kendi içinde hiyerarşik bir düzeni temsil eder. Bu yüzden sahip olunan aile bir çocuğun yaşamını temelden etkileyen güce sahiptir.
Aile kavramı bilinen ilk insandan itibaren yüzyıllardır kendini devam ettiren dinamik bir olgudur. Yani önce iki yetişkin evlenip çocuk sahibi olur, çocuklar büyür ve sonra yetişkin olan çocuklar zamanı geldiğinde evlenerek kendi ailelerini kurarlar, onlar da çocuk sahibi olur ve böylece aile olma geleneği sonraki kuşaklara aktarılır.
Ancak kurulan aile yapısında onarılmamış olumsuzluklar söz konusu ise bir sonraki neslin oluşturduğu aile kavramına da bu olumsuzluklar aynen ya da maskelenerek farklı problemler üzerinden geçer. İşte buna aktarım denir. Olumsuz aktarımlar, bir çocuğun yaşamındaki seçimlerini, özgüvenini, karakterini, kurduğu aile düzenini, iletişim dilini, inanç modelini ve daha birçok şeyi olumsuz etkiler.
Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda aile kavramının insanoğlu üzerindeki etkilerinin ne kadar derin ve geniş çapta olduğu da daha iyi şekilde anlaşılmaktadır. Bu da ailelerin zorlandıkları zamanlarda aile danışmanlığı almalarının hem kendileri için hem de sonraki kuşaklara aktarımların sağlıklı olması için ne kadar önemli bir adım olduğunu gösterir.
Aile bir bütün olarak ele alınsa da aslında yapısal olarak birbirine bağlı halkalardan oluşmuş bir zincire benzemektedir. Çünkü aynı bir zincirde olduğu gibi aile üyelerinde de eğer üyelerden birinin bağları zayıfladıysa diğer üyelerinde bu zincirde etkilenmeden sağlıklı bir şekilde kalması çok zordur. Bu yüzden aile içerisinde onarılmayan zayıflıklar zamanla zincirin halkalarının birbirinden kopması gibi aile üyelerinin de fiziksel ve duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşarak kopmalarına neden olur. Ancak aile zayıf yönlerinden onarıldıkça hem içeriden hem de dışarıdan alabileceği duygusal darbelere karşı dayanıklı ve sağlam yapıda olur.
Bu nedenle aile danışmanlığı; aile üyelerinden birinin yaşadığı bir problemin aile bütünlüğüne ve diğer aile üyelerine nasıl yansıdığına bakar. Çünkü aile üyeleri birbirleriyle etkileşimsel anlamda yakın temasta olan kişilerdir. Örneğin bir çocuğun ergenlik döneminde yaşadığı duygusal dalgalanmalar, anneyi daha kaygılı yaparken, babayı da daha kontrolcü ve sınırlayıcı bir tutuma itebilir. Bu durumda bu çekirdek aile kendi duygularını sağlıklı şekilde yönetemediği için aile üyeleri arasında iletişim dili bozulur ve çatışmalar ortaya çıkar. Çatışmalar çözümlenemedikçe de mutsuz aile tablosu kaçınılmaz olur. İşte tam da bu noktada aile danışmanlığı aile içinde görülen çatışmaların çözümlenmesinde yardımcı ve destekleyici rol oynar.
Aile danışmanlığı; aile bütünlüğünü ve ailenin iyi oluş halini tehdit eden sorunların kaynağının anlaşılmasında, bu sorunların çözümlenmesi için aile üyelerinin birbirleriyle sağlıklı iletişim kurmalarında ve aile üyelerinin sorunlarıyla baş etme becerilerini geliştirmelerinde psikososyal yönden destekleyici bir danışmanlık modelidir.
Aile danışmanlığı, aynı zamanda aile üyelerinin birbirlerini içinde bulundukları roller üzerinden daha iyi tanımalarına ve birbirleriyle sağlıklı bağlar geliştirmelerine yardımcı olur. Örneğin yoğun çalışma koşulları yüzünden eve yorgun gelen bir erkeğin akşam yemeğinden sonra eşiyle hiç konuşmadan sadece televizyon izlemesi kadın tarafından farklı yorumlanabilir. Kadın bu durumu eşi tarafından ihmal edilme, değersiz hissetme olarak yorumladığında eşine karşı farkında olmadan suçlayıcı, yargılayıcı ve anlayışsız bir iletişim dili kullanır. Bu dil ise her iki tarafı da duygusal yönden yaralayarak ailede giderek yıkıcı düşünceleri tetikleyebilir. Bu gibi iletişim problemlerinden dolayı aile danışmanlığı alındığında, aslında kadın erkeği çalışan rolündeki durumuyla anlamaya, erkekte eve geldiğinde çalışan rolünden çıkıp doğrudan yetişkin rolüne geçtiğini ve eş rolünde eşiyle yeterli paylaşımları olmadığını fark edebilir.
Böylece erkek eşine kendini daha doğru ifade eder kadın da eşiyle iletişime geçerken durumu kişiselleştirmeden ve yargılayıcı olmadan konuşabilir. Bunun sonucunda çiftin birbirlerine karşı oluşturdukları ön yargılar aradan kalkar ve çiftler birleriyle daha çok empati kurarak birbirlerinin isteklerini, beklentilerini, duygusal ihtiyaçlarını doğru şekilde anlamaya başlarlar. Aynı zamanda çift, birbirlerinden beklentilerini olması gereken şekilde yeniden düzenler ve aralarındaki çatışmayı gidererek bir aile probleminin üstesinden gelmiş olurlar. Bu üstesinden gelme durumu ise aile danışmanlığı sürecinin sonunda aile üyelerinin kendilerini daha yetkin, yeterli ve daha çözüm odaklı hissetmelerine yardımcı olur.
Aile danışmanlığı, her ne kadar aileleri psikososyal yönden destekleyen bir hizmet modeli olarak adını duyurmaya çalışsa da birçok kişi ailede büyük bir kriz yaşandığında aile danışmanlığı alınması gerektiğini düşünmektedir. Oysa ki aile danışmanlığı, sorunların büyük krizlere dönüşmeden önce alınmaya başlamasıyla beraber daha kısa sürede daha hızlı olumlu etkilerin görüldüğü bir süreçtir. Bu nedenle aile üyelerinden sadece birinin bile yaşadığı problem yüzünden ailenin iyi oluş hali olumsuz etkileniyorsa, bu durumun krize dönüşmesini beklemeden aile danışmanlığına başvurulması önerilir.
Herşey de olduğu gibi aile danışmanlığında da bir soruna erken müdahale etmenin avantajları, büyümüş bir sorunla baş etmekten ya da müdahale etmek için geç kalınmış bir problemi düzeltmeye çabalamaktan çok daha fazladır.
Aile danışmanlığı, her ne kadar aileleri psikososyal yönden destekleyen bir hizmet modeli olarak adını duyurmaya çalışsa da birçok kişi ailede büyük bir kriz yaşandığında aile danışmanlığı alınması gerektiğini düşünmektedir. Oysa ki aile danışmanlığı, sorunların büyük krizlere dönüşmeden önce alınmaya başlamasıyla beraber daha kısa sürede daha hızlı olumlu etkilerin görüldüğü bir süreçtir. Bu nedenle aile üyelerinden sadece birinin bile yaşadığı problem yüzünden ailenin iyi oluş hali olumsuz etkileniyorsa, bu durumun krize dönüşmesini beklemeden aile danışmanlığına başvurulması önerilir.
Herşey de olduğu gibi aile danışmanlığında da bir soruna erken müdahale etmenin avantajları, büyümüş bir sorunla baş etmekten ya da müdahale etmek için geç kalınmış bir problemi düzeltmeye çabalamaktan çok daha fazladır.
Aile danışmanlığı almak için bütün aile üyelerinin seansa gelme gibi bir zorunlulukları yoktur. Elbette aile bütün olarak ele alındığında, hiçbir aile üyesi aile sisteminden ayrı bir parça gibi düşünülemez. Ancak aile üyelerinde belirli roller üzerindeki çatışmalar bazen daha baskın olarak karşımıza gelir. Örneğin çocuklarının yanında sakin kalabilen ama baş başayken şiddetli kavgalar eden bir karı-koca için öncelik, çift rolleri üzerinden aile danışmanlığı seansına başlanmasıdır. Daha sonrasında ise bu durumun anne-babalık rollerine ve çocuklarıyla olan ilişkilerine yansıyan etkilerinin araştırılması için diğer aile üyeleri ve çocuklar aile danışmanlığı sürecine dahil edilmesi gerekebilir. Ancak bu sıralamanın kesin bir kuralı yoktur. Çünkü her aile kendi sistemi içerisinde değerlendirilir ve aile danışmanının uygun gördüğü şekilde aile üyeleriyle beraber ya da ayrı ayrı görüşülmesi mümkündür.
Aile danışmanlığı almaya gelen bireyler genelde danışmanlık almadan önce yoğun çatışmalar yaşamış ve bu çatışmaların içinden çıkamamış bireylerdir. Bu nedenle bu bireylerin kendilerini rahat bir şekilde ifade etmeye, anlaşılmış hissetmeye, dinlenilmeye, duygusal ihtiyaçlarının analiz edilmesine, duygularını bastırmadan yaşayabilmeye ve duygusal ihtiyaçlarının sağlıklı şekilde karşılanabilmesine ihtiyaçları vardır. Bu kişiler tüm bu ihtiyaçları kendi aile düzenleri içerisinde karşılayamadığından dolayı birbirlerine kızgın, öfkeli, inatçı, alıngan, küsmüş, kırgın ya da cezalandırıcı bir tutumla seans odasına gelirler. Bu duyguların etkisi altında ise bireyler, kendilerini ifade etmek yerine birbirlerini aile danışmanına şikayet eder gibi konuşurlar. Bu şikayetlerine karşılık ise aile danışmanından ve seans sürecinden yanlış beklentiler içine girebilirler. Bu nedenle seans odasına gelindiğinde danışanların süreçten beklediği yanlış inançlarının olduğu görülür. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:
Bu yukarıda sayılan tabular aile danışmanlığı süreci içerisinde en sık karşılaşılan yanlış inançlardan bazılarıdır.
Öncelikle aile danışmanlığı süreci içerisinde hiçbir aile üyesi haklı-haksız, suçlu ya da suçsuz gibi terimlerle yargılanmazlar. Çünkü bu terimler hukuk terimleri olup danışmanlık alanının terminolojisi içerisinde yer almaz. Danışmanlık süreci içerisinde aile üyelerinin anlaşılması, sorunun kaynağının tespit edilmesi, bu durumla ilgili farkındalık kazanmaları ve problemleriyle baş etme becerilerinin güçlendirilme yönünde destekleyici çalışmalar yapılır.
Ancak aile danışmanlığı hakkında pek fazla bilgisi olmadan gelen aile üyelerinin konuşarak iyi hissetmenin nasıl olacağına dair kafaları karışık olabilir. Bu nedenle bu kişiler danışmanlık almayı zaman ve para kaybı gibi düşünebilirler. Ancak süreci analiz ettiğimizde aile üyelerinin birbiriyle sağlıklı iletişim kuramama, birbirleriyle konuşamama hallerinin kendilerini kötü hissettirdiğini ve aile düzenlerinin bozulduğunu görürler. İşte bu yüzden konuşulamayanların ya da konuşulmuş ama doğru ifade edilememiş, yanlış anlaşılmış her şeyin güvenli bir seans odası içinde yeniden konuşulabilir düzeye getirilmesinin iyi hissettirici etkisi çok büyüktür.
İçerikler
