Ebeveyn Danışmanlığı

Ebeveyn Danışmanlığı Nedir?

Ebeveynlik, bebeğin anne rahmine düşmesiyle başlayıp yaşam boyu devam eden en önemli sosyal kimliklerimizden biridir. Ebeveynliğin sosyal bir kimlik olarak anılması; yetişkinin kim olduğunu ve nasıl biri olduğunu yansıtan ayna görevi görmesinden kaynaklanır. Bir ebeveynin çocuğuyla arasında kurduğu bağ, o ebeveynin ne kadar sağlıklı duygu, düşünce ve davranışlara sahip bir birey olduğunu gösterdiği gibi ne kadar sağlıksız, kaygılı, tutarsız ya da bakım vermede zorlanan ve ebeveynlikte yardıma ihtiyaç duyan bir birey olduğunu da gösterir. Bu yüzden ebeveyn demek, sadece anne baba olmak demek değildir.  Ebeveyn kimliği; o anne babanın geçirdiği çocukluk, çocuklukta maruz kaldığı anne baba tutumları, çift ilişkisinden aldığı duygusal doyum, yetişkin olana kadar şekillenen karakteri, sorun çözme becerileri ile psikolojik iyilik halinin toplamıdır. Eğer bu toplanan değerlerde ebeveyni duygusal olarak aşağı çeken olumsuz durumlar varsa, bu olumsuzluklar hem kendi yetişkin haline hem de çocuğuyla kurduğu ilişkiye zarar verir. Bu nedenle bir ailenin sağlıklı bağlara sahip olması ve hem anne babanın hem de çocuğun aile içerisindeki rollerini sağlıklı bireyler olarak üstlenebilmesi için ebeveyn danışmanlığı almanın önemini anlamak gerekir.

Ebeveyn danışmanlığı hem her iki ebeveynle hem de tek ebeveynle yürütülebilen ve danışmanlık konusunun ebeveyn tutumları ile bu tutumlara etki eden diğer dinamikleri anlamaya yönelik çerçevelendirilen bir danışmanlık modelidir. 

Söz konusu model; ebeveynlikle ilgili duygu, düşünce, davranışları anlama, kendi çocukluklarından getirdikleri duygusal yüklerin ebeveynlik sürecine nasıl yansıdığını fark etme, kendi çocuklarıyla kurdukları bağı güçlendirme, iletişim ve ilişki modeli üzerine farkındalık geliştirmelerini sağlama, ebeveynlikte sağlıklı bakış açıları kazanma, ebeveynlik becerilerini güçlendirme, çocuklarıyla empati kurabilme, anlama-anlaşılma ve sorun çözme becerilerini geliştirmeye yönelik destekleyici bir süreci içerir.

anne cocuk gorsel - Ebeveyn Danışmanlığı
ebeveyn danismanlik gorsel - Ebeveyn Danışmanlığı

Anne-Babalar Ne Zaman Ebeveyn Danışmanlığı Almalıdır?

Özellikle çocuğun büyüme atak evrelerinde ebeveynler de çocukla beraber içinden geçilen bu sürece adapte olmak için çocuklarını her daim gözlemleyen, anlayan, çözümleyen, kriz yönetebilen ve kendi yaşam düzeninde de esneklikler sağlamaya çalışan yapılar göstermek zorunda kalırlar. Ancak ebeveynler için bu durumları pratik yaşamda gerçekleştirmek buraya yazmak kadar kolay değildir. Çünkü ebeveynler yaşamlarının merkezine çocuklarını aldıkları için, bir süre sonra kendi yetişkin kimliklerine dönememeye sadece anne baba rolünde takılı kalmaya başlarlar. Bu durum önce ebeveynlerin birbirlerini çift olarak görmeyi bırakıp sadece çocukların anne babası gibi davranmaya başlamalarına, sonrasında da çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan ve yetişkin rollerinde kalarak sadece görev odaklı bireylere dönüşmelerine neden olur. 

Tüm bunların sonucunda ise ebeveynler kendilerini mutsuz, kaygılı, tahammülsüz, öfkeli, yetersiz, değersiz ve tükenmiş hissetmeye başlarlar. Tüm bu olumsuz duygu ve düşünceler bireylerde hem yıkıcı hem de bulaşıcı özelliğe sahip olduğu için, bu olumsuz hisler aile içindeki bütünlüğü ve sağlıklı bağları yıkarken, diğer aile üyelerinde de benzer olumsuz duygu düşüncelerin başladığı görülür.  Bu nedenle ebeveyn danışmanlığı sadece kriz anında değil, ara ara aile dinamiklerinin işlevselliğine yönelik genel kontrol yaptırmak gibi de ebeveynlere her daim tavsiye edilen bir süreçtir.

En Çok Hangi Konularda Ebeveyn Danışmanlığı Almaya Başvurulur?

ebeveyn odev gorsel - Ebeveyn Danışmanlığı

Hamilelik ve Doğum Sonrası Dönem

Ebeveynler, aileye yeni bir üyenin katılacağı haberini aldıktan sonra kendi aile düzenlerine göre bu süreci nasıl yöneteceklerini öğrenmek ve anne-babalığa hazırlanma süreci ile ilgili bilgi almak üzere ebeveyn danışmanlığı almaya yönelirler. Çünkü hamilelik süreci ve doğum sonrası dönem, her iki ebeveyninde alıştığı rutin yaşam tarzından ödün vermeleri gereken özel bir dönem olarak karşımıza gelir. Bu nedenle çiftlerin bu yönelimleri aslında ebeveynlerin anne-baba rolüne dair farkındalıklarının güçlü olduğunu ve doğru rehberlik ile çocuklarıyla sağlıklı bağlar kurabilen ebeveynler olma isteklerini yansıtır. 

Hamilelik ve doğum sonrası dönemde ebeveynlerin bozulan günlük yaşam rutinleri arasında; çiftin uyku düzeni, yemek yeme alışkanları, dışarı çıkma ve sosyalleşme alışkanlıkları, bütçe içerisinde artan gider kalemleri, çalışma koşulları ve iş yaşamına devam edip edememe ile ilgili durumlar bulunmaktadır. Bu rutin değişikliklere anne-baba olarak beraber hazırlanmayan çiftlerde erkek, baba rolünü üstlense de süregelen alışkanlıklarına devam etmekte olup, kadın ise anne rolüyle beraber değişen yaşam rutinine tek başına ayak uydurmakta zorunda kalmaktadır. Bu durumda hamile olan ve doğum yapan kadının en öncelikli ihtiyacı anlaşılma ve sosyal destektir. Anlaşılma ve sosyal destek ihtiyacını ise kadın önce eşinden sonrada çevresindeki yakın aile üyelerinden ve arkadaşlarından bekleyebilir. Bu nedenle hem hamilelik sürecinin hem de doğum sonrası sürecin fizyolojik ve duygusal getirileri sadece kadına yüklendiğinde anne, günlük yaşam değişikliğine tek başına adapte olmakta zorlanabilir. Bu durum ilişkide artan strese neden olacağı için hem çift ilişkisine hem de doğuma hazırlık sürecine ve bebekle kurulacak bağa olumsuz yansır. Bu nedenle hamilelik döneminde anne-baba olarak beraber ebeveyn danışmanlığı almak çok önemlidir. Eğer çiftlerden biri beraber ebeveyn danışmanlığı almaya yanaşmıyorsa, bu durumda mutlaka sosyal desteğe ihtiyacı olan diğer ebeveynin tek başına ebeveyn danışmanlığına başlaması önerilir.

Eve Yeni Bir Kardeşin Gelmesi

Çiftler bir çocuk sahibi olduktan sonra artık iyi düzeyde anne baba olmayı öğrendiklerini düşünürler. Ancak bir çocuk sahibi anne baba olmak ile iki çocuk sahibi anne baba olmak aynı şey değildir. Hatta ailede çocuk sayısı arttıkça, her yeni doğumla beraber ebeveynler de aynı süregelen anne babalık özelliklerini gösteremezler. Çünkü aileye katılan her yeni üye, ailede kendine ait bir yer bulmaya çalışır. Ebeveynler de bu yeni üye için hem evlerinde hem de hayatlarında ona zaman ayırarak ilgi, bakım, doyum ve fiziksel alan açmaktan sorumludurlar. Bu nedenlerden ötürü yeni bir çocuk sahibi olunduğunda ailede ilk çocuğun doğumuyla beraber oluşturulmuş günlük rutinlerin tekrar değişimi kaçınılmazdır. Aynı zamanda büyük çocuğun da kardeşle bağ kurmasına yardımcı olacak yeni yaşam rutinlerinin oluşturulması da önemlidir.

Yeni bir kardeşle beraber aile düzenine yansıyan yeni rutinlere tüm aile üyelerinin daha kolay adapte olması, büyük çocuğun ya da önce doğmuş çocukların yeni gelen kardeşle bağlarının sağlıklı kurulması, aile düzeninin yeni yaşam rutinleri ile sağlıklı şekilde devam ettirilebilmesi için bu dönemde ebeveyn danışmanlığına duyulan ihtiyaç da oldukça fazladır. 

Evlat Edinme Süreci

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok ebeveyn tarafından ebeveynlik süreci hamilelikle değil evlat edinmeye karar vermekle başlar. Bu nedenle bu çocuklar, evlat edinen ebeveynlerin kalbinden yeniden doğan çocuklar olarak bilinirler. Çünkü bu çocuklar biyolojik anne babaya sahip olan ancak biyolojik ebeveynleri tarafından çeşitli nedenlerden ötürü duygusal ve fiziksel bakımları sürdürülememiş bireylerdir. Bu yüzden onların gözünde anne-baba kavramı ve aile olma beklentileri çok farklı ve hassas bir konu olarak karşımıza gelir. Bu hassasiyetlikler nedeniyle evlat edinme süreci ebeveynler için de hem hukuki açıdan hem de psikolojik açıdan yoğun bir dönemi içerir. Çünkü her iki ebeveyn de hayatlarına yeni giren çocuğu kabullenme, birbirlerine alışma, bağ kurma, güven duyma, sağlıklı ilişki ve iletişim temelini oluşturma, hem psikolojik hem de fiziksel koşulları sağlayacak sağlıklı aile ortamını kurma ve sürdürme gibi hassas değerlere dikkat etmekten sorumludurlar. 

Bu süreçte her iki ebeveyn de eşit düzeyde çocuğu benimsemeye, kabullenmeye, aile bütünlüğünü sağlamaya yönelirken aynı zamanda çocukla ilgili karşılaşabilecekleri olası yanlış davranış tutumları, hastalık durumları vb. olumsuzluklarda da çocuğa karşı destekleyici, çözüm odaklı ve yardımcı tutumlar gösterebilmede kendilerini eşit düzeyde hazır hissetmelidirler. 

Tüm bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda, evlat edinme süreci mutlaka ebeveyn danışmanlığı ile beraber yürütülmesi gereken uzun soluklu bir süreç olarak karşımıza gelir.

Ebeveynlerin Hastalık Süreci

Ebeveynlerin elinde olmayan bazı durumlar kötü bir sürpriz olarak ailenin gündemine düşebilir ve bu durumda aile, duygusal süreci yönetmekte zorlanabilir. 

Ebeveynlerden birinin önemli bir hastalığının ortaya çıkması ve uzun soluklu bir tedavinin başlanması da aile gündeminde yönetilmesi zor süreçlerden biridir. Bu hastalıklar, fiziksel veya ruhsal alanda kendini gösterebilirken bazen de beklenmedik bir kaza neticesinde karşımıza gelebilir. Bunlar; beyin kanaması, felç, kanser, kalp krizi, böbrek yetmezliği, iltihapli romatizmanın ilerlemesiyle ortaya çıkan fiziksel kısıtlanmalar, alzheimer, şizofreni, paranoya gibi gerçeklik yetisinin bozulduğu nörolojik ve psikiyatrik hastalıklar, kaza ya da düşme sonrası oluşan sakatlıklar, organ veya uzuv kaybı gibi durumlar olabilir. Bu gibi durumlarda genelde aile üyeleri tarafından hastalığın hemen kabullenilmediği sıklıkla görülür. Hastalık tanısı ile karşı karşıya kalan ebeveyn de ve diğer aile üyelerin de önce şok belirtileri daha sonrasında ise aşırı kaygı, ölüm korkusu ve stres belirtileri yaşanabilir. 

Elbette ebeveyn için hastalık süreci ne kadar zorsa bir çocuğun gözünden ebeveyninin hasta olduğunu görmek ve bilmek de zordur. Bu nedenle çocuk bu hastalığın kendisiyle ebeveyni arasında kurulmuş bağı kopartmasından endişe duyarken bazen de bu hastalık yüzünden ebeveyninin öleceğiyle ilgili yoğun korku ve kaygılar hissedebilir. 

Bu nedenle ebeveyn danışmanlığı çerçevesinde ebeveynlere hastalık süreci, tedavi süreci, tedavi seyri sırasında yaşanacak özel durumlara yönelik psikososyal destek çalışmaları önerilirken, tüm bu durumun çocuğun penceresinden nasıl görüldüğü ve çocuğun okula gitme, oyun oynama gibi günlük rutinleri devam ederken bu sürecin aile içerisinde nasıl yönetilmesi gerektiğine dair destek alınması hem ebeveynler için hem de çocukların psikolojik iyi oluş halleri için önemlidir.

Boşanma Süreci

Maddi zorlanmalar, çekirdek ve geniş aile ilişkilerinin sağlıklı şekilde dengede yürütülememesi, çiftler tarafından beklentilerin karşılanmaması, ihanet, aldatma, yalan gibi güven sarsıcı durumların olması gibi birçok konunun çiftleri boşanma eşiğine kadar getirdiği görülür. Özellikle hem mahkeme sürecinde hem de kendi aralarında sağlıklı olarak anlaşıp boşanamayan çiftler için çekişme sadece mahkemede değil kendi yaşamlarında da başlamaktadır. Ancak bu çekişmede en çok yıpranan ve etkilenen taraf çocuklar olmaktadır. 

Boşanma; çocuklardan bağımsız bir şekilde sadece karı-koca arasında alınan kararın, mahkeme de değerlendirilip hakim tarafından onaylanarak resmi sonuca vardırıldığı bir süreci ifade eder. Bu nedenle boşanma eylemi sadece karı koca rolleri arasında gerçekleşen bir eylemdir. Ancak bu süreç içerisinde çocukların taraf tutmaya zorlanması, bir tarafın çocuklardan fiziksel ya da duygusal şekilde uzaklaşması boşanma sürecinin çocuk tarafından kabullenilmesini daha da zorlaştırır. Bu durumda çocukların iç dünyalarında hem büyük bir duygu karmaşası hem de ciddi düzeyde anlam karmaşası oluşur.

Özellikle bir ebeveynin çocuğuna karşı yaptığı “Biz babanla boşanıyoruz. Biz annenle ayrılmaya karar verdik.” gibi açıklamalarda çocuğa göre kastedilen kişiler karı-kocanın boşanması değil anne babasının boşanması şeklinde anlaşılır. Bu nedenle öncelikli olarak çocuğun dünyasında kimin boşandığına yönelik anlam karmaşasının ortadan kaldırılması gerekir. Çünkü çocuğun dünyasında anne baba demek ebeveynlerinin kendisiyle kurdukları bağın kendisi demektir. 

Karı koca ilişkisi ise çiftlerin evelenerek birbirleriyle kurduğu bağı yansıtır. Yani boşanırken, çiftler evlenme sürecinde birbirleriyle kurduğu karı-koca bağını bırakırlar. Ancak çocuğun gözünde bu durum, anlam karmaşasına uğrayıp anne babanın boşanması olarak değerlendirilirse, o zaman çocuk anne ve babasının kendisiyle kurdukları bağdan vazgeçtiklerini, kendisini bıraktıklarını yani kendisinden de boşanıldığını düşünebilir. 

Bu nedenle boşanma sürecinin ebeveynler tarafından sağlıklı yönetilememesi, çocukların duygusal ve davranışsal tutumlarında da olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Bu etkiler içe dönük tutumlar, arkadaşlık ilişkilerinden kendini izole etme, okula gitmek istememe, ders başarısında düşüklük, dalgın ve düşünceli haller ya da tam tersi şekilde zorba davranışlar, kavgacı tutumlar, inatçı, alıngan ve otoriteye karşı gelen tavırlar olarak gözlenebilir. 

Boşanma süreci hem çift, hem ebeveyn, hem de çocuğun dünyasından çok yönlü ele alınması gereken hassas bir dönemi içerdiğinden dolayı bu dönemin mutlaka ebeveyn danışmanlığıyla beraber yürütülmesi önerilir. 

Ebeveyn Kaybı

Henüz yetişkinliğe erişmemiş ve hala anne-baba ilgisine muhtaç olan bir çocuk için kabullenmesi ve atlatması en zor yaşam olaylarının başında ebeveyn kaybı vardır. 

Ebeveyn kaybı aynı zamanda çocuğun yaşamına derin bir yas sürecini de beraberinde getireceği için mutlaka diğer ebeveyn tarafından danışmanlık alınarak bu dönemin takip edilmesi önerilir. 

Ebeveyn kaybı yaşamış olan çocuğun psikososyal gelişimi, bilişsel olgunluk düzeyi ve duygusal süreci göz önünde bulundurularak yaşına uygun şekilde hem ölümü anlamlandırması hem de kayıp sonrası hissettiği duyguları bastırmadan sağlıklı şekilde yaşayabilmesi ve kendini ifade edebilmesi çok önemlidir. Aksi taktirde kayıp durumu, çocukta ebeveyni tarafından terk edilmişlik hislerini, hayatta en güvendiğini kaybetmenin oluşturduğu boşluk sonrası depresif duygu durum halini, hayatta kalan diğer ebeveynine karşı aşırı kontrolcü ve bağımlı yapı geliştirmesini, özgüven eksikliğini, yoğun kaygı belirtilerini, sosyal uyum ve arkadaşlık problemlerini tetikleyebilir. 

Geleneksel toplumlarda ise ebeveyn kaybı, çocuğa “öksüz ya da yetim” gibi etiketleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu etiketler, çocuğun özgüvenli bir birey olarak büyümesinin önüne geçen ve yaşam boyunca bu etiketin getirdiği acı ve kayıpla yaşama sorumluluğunu omuzlarına yükleyen duygusal problemlere neden olmaktadır. Bu nedenle ebeveyn kaybı durumunda hem toplumun çocuğa yüklediği duygusal yüklere dikkat edilmesi, hem de yaşanılan kayıp sonrasında çocuğun aile, okul ve sosyal yaşamı içerisinde sağlıklı şekilde gözlemlenebilmesi için mutlaka ebeveyn danışmanlığı önerilir. 

Kardeş ve Evlat Kaybı

Kardeş ve evlat kaybı, ailede hem çocuğun gözünden hem de ebeveynlerin gözünden görülmesi gereken iki farklı yakıcı durumu gösterir. 

Ebeveynlik sürecinde baş edilmesi en zor duyguların başında yer alan evlat kaybı anne ve babanın bu süreçteki yasını en derinden yaşadığı süreci de beraberinde getirir. 

Çocuğun penceresinden bakıldığında ise bu durum kendi kök ailesinden kendi yaşına en yakın olan ferdin, yani kardeşin vefatıyla çok yakından yüzleşmesi anlamına gelir. 

Bu nedenle hem ebeveyn hem de çocuk için yaşanılan zor duygular sonucunda ebeveynler de hayatta kalan çocuklarına daha fazla tutunma, onu daha fazla koruma, kontrolcü bir tutum geliştirme, sağ kalan çocuğu kaybettikleri evlatlarının yerine koyma veya sağ kalan çocuğa vefat eden çocuğun anılarını, kişilik özelliklerini yüklemeye çalışma gibi durumlar görülebilmektedir. 

Ailede yaşanan bu derin yas sürecinin sağlıklı yönetilmesi, vefat sonrası sağ kalan çocukla devam ettirilen ebeveyn çocuk ilişkisinin tutarlı bağlar üzerinden ilerletilmesinin sağlanması için bu hassas dönemde hem bireysel yas danışmanlığı hem de ebeveyn danışmanlığı alınması önemle tavsiye edilir.

Taşınma Süreci

Birçok ebeveyn maddi sebeplerden dolayı, mesleklerinden dolayı ya da yaşam standartlarındaki değişimlerden dolayı taşınma deneyimi yaşarlar. Ancak taşınma ailece hareket edilen bir durum olsa da bu süreç, çocuğun dünyasında çocuğun birçok değerli bağını arkasında bırakması anlamına da gelmektedir. Özellikle çocuğun okulu, sevdiği arkadaşları, öğretmeni, mahalledeki ya da oturduğu sitedeki komşuları ve arkadaşları değiştirmesi, alıştığı evi ve odasını bırakması kolay değildir. Arkada bırakma zorunluluğu çocuğun gittiği yeni yere hemen adapte olamamasını, eski düzenini özlemesi ve eski düzene geri dönemeyeceğini düşündüğü zaman bunu bir kayıp gibi yaşamasına neden olur. Bu nedenle sadece şehir dışı taşınmalarda değil şehir içinde semt, ilçe veya mahalle değiştirme süreçlerinde bile çocukların duygusal süreçlerine destek olunması için bu konuya karşı nasıl yaklaşmak gerektiğine dair ebeveyn danışmanlığı alınması önerilir. 

Göç Süreci

Birçok aile, yaşam standartlarında yapmak istedikleri değişiklikler ve gelecek planlarına yönelik attıkları adımlar neticesinde farklı ülkelere göç etme kararını almaktadır. 

Göç, taşınmanın daha da üzerinde aileye büyük sorumluluklar getiren bir süreçtir. Çünkü göç etme kararı ile gidilecek ülkenin kültürüne, diline, sosyal yaşamına, yazılı ve yazısız kurallarına uyum gösterilmesi gerekir. Bu nedenle gidilen ülkeye karşı ön yargısız olmak ve kültür çatışmalarını yönetmek için psikolojik açıdan da hazır olmak çok önemlidir. Bu süreçte yeteri kadar hazır olamama durumu ise kültür şoku yaşamayı beraberinde getirir. 

Göç eden ailelerde gurbet psikolojisi altında memleket özlemi, kök aile, akraba, arkadaş özlemi, alışılmış yemek ve damak tadına hitap eden tatlara özlem, Türk kültürüne özlem, ana dile duyulan özlem gibi birçok öze hitap eden değerlere yönelik özlem duyguları derinden yaşanabilmektedir. Ancak bu duygular yönetilemediğinde aile üyelerinin göç edilen ülke değerlerine ayak uyduramamalarına, kapalı aile sistemine dönüşmelerine ya da özgüven kaybı yaşama, toplumda kendini dışlanmış, yabancı hissetme, çocuklarda dil probleminden kaynaklı yalnız kalma, okula devam etmek istememe gibi durumlar görülebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı göç öncesi ve sonrasında ebeveyn danışmanlığı almak oldukça önemli bir husustur.

Ergenlik Süreci

Ergenlik dönemi, bir çocuğun karakterinin şekillenmesinde önemli rol oynayan ve hem fiziksel hem de duygusal değişikliklerle beraber yetişkin birey olmaya hazırlandığı bir gelişim sürecini yansıtmaktadır. Ergenlik dönemi, çocukluk ve genç yetişkinlik dönemleri arasında kalan bir dönem olduğu için birçok çocuk bu arada kalmışlığın kafa karışıklığını ciddi düzeyde yaşayabilmektedir. Çünkü ergen artık çocuk dünyasının getirilerinden keyif almadığını fark ederken, yetişkin gibi davranacak olgunluğa ve yetkinliğe de yeterli düzeyde sahip olamadığını bilir.  Bu nedenle özellikle ergenliğin başlarında sıklıkla çocuk gibi düşünüp büyük gibi davranmaya çalıştıkları görülmektedir. Aynı zamanda değişen hormon salınımı ile birlikte adrenalin arayışı da artabilmektedir. İşte bu yüzden ergenlik sürecinde sonuçlarını yeterli düzeyde düşünmeden hareket etme eğilimleri ve hata yapma riskleri fazla olmaktadır. Aynı zamanda ergen çocuk, kendi yaşamında büyük kararlar vermesi için yeterli ön görü olgunluğuna ve yaşam tecrübesine sahip değildir. Bu yüzden bazı kararları alırken sığı düşünebilir veya tehlikeleri ya da sınır ihlallerini daha geç fark edebilir. 

Çocuklarının ergenlik dönemiyle beraber hem duygusal hem de fiziksel yönden değiştiğini gören ebeveynler de de sıklıkla bu durum karşısında nasıl davranacaklarını bilemediklerine dair yakınmalar görülür. Genelde bu yakınmalar; ergenlikle beraber çocuklarına daha az söz dinletebildiklerine, daha fazla çatışma yaşadıklarına, okul derslerinde dalgalanmaların olduğuna, internet kullanımlarını yönetmede zorlandıklarına ve arkadaş seçimlerinin daha fazla kontrol edilmesi gerektiğine dair kafaları karışıklıklarını yansıtır. Ebeveynlerin bu kafa karışıklığıyla beraber aile içerisinde bazen ebeveyn-ergen ilişkisini zedeleyecek öfke kontrolsüzlükleri ya da iletişim problemleri yaşanabilmektedir. Bu durumda ergen kendisini daha fazla odasına kapatıp, ailesinden uzak dururken ebeveynlerde çocuklarının bu tutumundan dolayı daha fazla endişe yaşayabilmektedirler. Tüm bu süreç göz önünde bulundurulduğunda ise hem ebeveynlerin endişelerini yönetmeleri için ergen çocukla sağlıklı ilişki ve iletişim kurmada destek almaları, hem de ergen çocuğun kendi iç dünyasındaki duygusal dalgalanmaları daha sağlıklı yönetilebilmesi için bireysel destek alınması tavsiye edilir. 

Evcil Hayvan Kaybı

Ailenin bir ferdi konumuna gelmiş olan bir hayvanın ölümü sonucunda aile bireylerinde kayıp sonrası yoğun üzüntü ve yas olabilmektedir. Özellikle ailede bakımı üstlenilmiş olan hayvana yüklenen duygusal değerler kayıp sonrasında hem çocuğun dünyasında hem de diğer aile üyelerinin hayatında derinden sarsıcı etki oluşturabilir. Bu nedenle evcil hayvan kaybı sonrasında da hem çocuğun yasını sağlıklı yaşayabilmesi hem de ebeveynlerin ölümü ve kayıp sonrası süreci çocuğa daha sağlıklı şekilde anlatabilmeleri için bu dönemde ebeveyn danışmanlığı alınması önerilir. 

ebeveyn

Mutlu Yaşam Aile Danışma Merkezinde Ebeveyn Danışmanlığı Nasıl Sağlanır?

Ebeveyn danışmanlığı; ebeveynin seans talebi ile başlatılan ve uzman danışman rehberliğinde (aile danışmanı, psikolog, psikolojik danışman vb.) ebeveynin seansa getirdiği sorunun kaynağını fark etmesini sağlayan, sorunla baş etme ve sorun çözme becerilerini geliştirmesine yardımcı olan düzenli görüşme seanslarını içerir. 

Ebeveyn danışmanlığı ebeveynlerin talepleri ya da iki ebeveynin danışmanlık almaya hazır hissetme durumlarına göre beraber, tek ya da ayrı ayrı şekilde gerçekleşebilir. 

Beraber ebeveyn danışmanlığı almaya gelindiğinde ebeveynler anne-baba olarak seans odasına aynı anda alınırlar. Ancak boşanma durumu, bir ebeveynin şehir dışında olması, farklı mesai saatleri içerisinde çalışılması gibi özel durumlardan dolayı ebeveynler ayrı ayrı ebeveyn seansları da yürütmek isteyebilirler. Bu durumda hem anneye bireysel ebeveyn danışmanlığı hem de babaya bireysel ebeveyn danışmanlığı ayrı ayrı seanslar halinde sağlanır. 

Bazı durumlarda da ebeveyn danışmanlığını almaya tek bir ebeveyn gelir. Bu durumda seansa anne ya da baba tek katılır ve tek ebeveynin üzerinden ebeveyn danışmanlığı bireysel şekilde sürdürülür.

Tüm bu sürecin sonunda ebeveynlerin kendi ebeveynlik becerilerinde kendilerini daha yetkin ve iyi hissetmeleri hedeflenir. Danışmanlık almaya getirilen sorunun nedenlerini anlama, çözebilme ve sorunu krize dönüşmeden yönetebilme becerilerini geliştirmiş olan ebeveynlerin, kendilerini bu konularda yetkin hissetmeleriyle beraber danışman ve ebeveynin ortak kararıyla danışmanlık süreci sonlandırılır.

İçerikler

Mutlu Yaşam Danışmanlık
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.